ATATÜRKÇÜLÜK VE TÜRK DEVRİMİ

Abone Ol

Atatürkçülük ; çağdaşlaşma, uygarlık, bağımsızlık, özgürlük ve barış demektir, insan sevgisi, ahlak, doğruluk, iyilik ve güzellik demektir.

Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919’da dava arkadaşlarıyla birlikte Samsun’a ayak bastıktan sonra bir taraftan  Türk Kurtuluş Savaşını kazanmak için teşkilatlanırken; diğer yandan da yapacağı siyasi devrimlerin işaretlerini veriyordu.

Egemenlik; kayıtsız ve şartsız, koşulsuz Türk  ulusunundur kararı,  22 Haziran 1919 Amasya Tamimi ,  23 Temmuz-07 Ağustos 1919 Erzurum ve 4 Eylül-11 Eylül 1919  Sivas Kongrelerinde alınan kararların Mustafa Kemal’in zihninde öncelikle  siyasal alandaki devrimlerin gerçekleştirilmesi fikrini pekiştiriyordu.

O günde  Türk milleti kesinlikle egemen değildi ve de Padişah’ın  kuralları geçerliydi!..

Mustafa Kemal  göre;  milleti yok saymakla ne muharebe kazanılabilir ve ne de devrimler gerçekleştirilebilirdi.

1920’li yıllar,  Türk devriminin gerçekleştirildiği yıllardır.  Türk devrimlerini gözden geçirdiğimiz zaman görüyoruz ki, bir ümmet ve cemaat topluluğu halinde bulunan ulusumuzu Ulu Önder  Gazi Mustafa Kemal Atatürk;   kendi sentezleriyle ulusal egemenliğe ve benliğine kavuşturarak, çağdaş uygarlığa yöneltmiştir.  Teokratik zihniyetten, modern  Türkiye’ye geçişi sağlayan devrimlerin her biri Atatürk’ün kafasında  belirip şekillenmiş ve uygulamaya konulmuştur.  

Prof. Dr. Afet İnan bir eserinde: “Türkiye’nin  Cumhuriyet devrindeki köklü değişiklikler için Atatürkçülük, Atatürk İlkeleri, Türk İnkılabı, Türk Devrimi” terimlerinin anlam bakımından ayni olduğunu belirtmektedir. 

Atatürk İlkeleri denince akla, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik, İnkılapçılık (Devrimcilik)  ilkeleri gelir.

Mustafa Kemal Atatürk; 10. Yıl söylevinde: “Yurttaşlarım, az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli  Türk kahramanlığı ve yüksek  Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir” demiştir.

Türkiye Cumhuriyetinin temelinde “Halk Egemenliği, Çağdaşlık ve Laiklik” vardır. 

Atatürk Milliyetçiliği, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığını korumayı ve yni zamanda Türk  halkını çağdaşlaştırmayı amaç edinmiştir.  Atatürk milliyetçiliği, laik bir milliyetçiliktir.

Atatürk’ün milliyetçilik anlayışında; millet, milli irade ve  milli bağımsızlık çok önemli bir rol oynamaktadır.  Mustafa Kemal Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı, laiklik ilkeleriyle bağlantılıdır ve her türlü mezhep ayırımını ve sınıf kavgasını reddeder. Mustafa Kemal Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı milli dayanışma ve sosyal adaletten yanadır.

Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında ünlü İzmit Basın toplantısında; “Hocaları memnun edelim, İslam alemini memnun edelim, hepsi memnun olsun dersek; biz maksadı temin etmiş olmayız.  İdare-i maslahatçılar esaslı inkılap yapamaz,  inkılapçılık; inkılabın temel ilkelerinden taviz vermemeyi  gerektirir” demiştir.

Türk kurtuluş savaşına kadar Kıbrıs Türk halkı “Osmanlı” ve “İslam” kimliği taşıyorlardı. Türk İstiklal savaşı  yıllarında Mustafa Kemal Atatürk; Kıbrıs’ta belleklere yerleşir. Türk Kurtuluş Savaşı ile birlikte  Kıbrıs’ta Türk kimliği ön plana çıkar.

Kıbrıs Türk halkı, anavatan Türkiye’deki Cumhuriyeti coşku ile karşıladı. Atatürk ilke ve devrimlerini kendiliğinden benimsedi ve sahip çıktı..

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün  “Özgürlük Benim Karakterimdir” sözünü kendine rehber edinen Kıbrıs Türk halkı; Atatürk ilke ve İnkılaplarını sonsuza dek yaşatmayı kendine ilke edinmiştir.

Kıbrıs  Türk halkı Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığı ilhamla verdiği milli mücadelenin sonunda, aziz şehitlerimizin  ve gazilerimizin  kanlarıyla sulanan bu topraklarda    bağımsız ve egemen devletimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilan etmiştir.

Sonuç olarak; Atatürk ilke ve inkılaplarına yürekten bağlı olan Kıbrıs Türk Halkı; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ve de Atatürk ilke ve devrimlerini birlikte yaşatmak azminde ve kararındadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sen Çok Yaşa..