İki kere ikinin dört ettiğini çocuk bile bilir ama helal ikinin, haram üçten büyük olduğunu herkes bilmez. Helal iki, haram üçten büyüktür. Allah'a hesabını veremeyeceğin parayı ne kazan ne de harca...
3 günlük dünya keyfi için ahiretimizi yakacak işler yapmayın, o para elbet bir gün çoluğumuzdan cocuğumuzdan çıkar zaten..
Allah nasip etmesin.. AMİN
(İbrahim Mısırlıoğlu)
Yaranamadık.
kral çıplaktır dedim, olmadı beğenmediler.
Padişahım çok yaşa demeye başladım gene beğenmediler. Bu sefer ferman padişahımın dememi istediler.
Sonunda vatan haini ilan ettiler.
(Hüseyin Cumaoğlu)
RUHANİ SAPIK: ABD Rum Ortodoks Başpiskoposu Elpidophoros’un Beyaz Saray’ı da bulaştırdığı skandala ne buyrulur?.. Bu ruhani sapık 25 Mart Yunan Bağımsızlık Günü dolayısıyla Beyaz Saray’da düzenlenen Yunan ve ABD bayraklarıyla donatılmış törende Başkan Donald Trump’tan İstanbul’un Türkiye’den alınıp Yunanistan’a verilmesini istedi alkışlar arasında!… Türkiye ve Türklük aleyhinde de bir dolu hezeyan yumurtladı medyanın önünde... Ve de yine alkışlar arasında...
Amerika'ya neden sırnaşırsın saçma sapan herif?.. Gücün yetiyorsa sen İstanbul'u niye almazsın sapık ruhani?. Kaldı ki değil ABD, dünya gelip dikilse İstanbul'u Türk yurdundan koparmak ne mümkün!....
Bunu Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda İstanbul'u işgal ederek denemediler mi emperyaller?... Türk Kurtuluş Savaşı'na hazırlanan ve işgalcilerin Anafartalar'dan çok iyi tanıdıkları genç Türk generali Mustafa Kemal, onlara istihzayla, küçümseyerek ve kararlılıkla bakıp "Geldikleri gibi giderler" demiş ve birkaç yılın içinde de arkalarına bile bakmadan tozu dumana katıp gitmişlerdi İstanbul'dan... İşbirlikçi hainlerini de yanlarına alarak...
(Ahmet Tolgay)
Geçen günkü türbanı "icad eden Kıbrıs asıllı Şule Yüksel Şenler" paylaşımım farklı çevrelerden farklı tepkilere neden oldu, hatta enteresan komplo teorileri bile yaratıldı etrafından. "Kime hizmet ediyor bu paylaşım?" gibi. Ara dayağı yememek çok zor bu memlekette, ana akım tartışmanın biraz dışına çıktığında. Bu yüzen o yazıyı biraz daha açmaya karar verdim. Belli bir kuramsal çerçevede.İcad edilmiş gelenek kuramı, Eric Hobsbawm ve Terence Ranger tarafından geliştirilen bir kavram olup, toplumsal grupların geçmişle bağ kurmak ve kimlik inşa etmek amacıyla belirli ritüelleri, sembolleri ve uygulamaları "gelenek" olarak oluşturduğunu öne sürer. Bu tür gelenekler, çoğu zaman eskiymiş gibi sunulsa da aslında modern ihtiyaçlara yanıt vermek için bilinçli olarak icat edilir. Özellikle ulus inşası, siyasi meşruiyet sağlama ve toplumsal dayanışmayı güçlendirme gibi amaçlarla kullanılır. İşte bu bağlamda Şule Yüksel Şenler'in kentleşmenin yaşandığı dönemde tesettüre modern bir kılıf getirmeye çalışırken icad etmişti. Burada sorulması gereken "Şulebaş" adı verilen ve 1965'te icad edilmiş bir türbanın niye eskiden beri gelen bir gelenek gibi hızla kabul edilip siyasal islam'ın en önemli sembolü haline gelmesidir. Bu kertede dönemin konjektürüne bakmak gerekir. Şule Yüksel Şenler ve abisi Özer Şenlerin önünü çektiği bu yeni Nurcu akım tesettür modasını da yaratacaktı. Burada bakmamız gereken "icad edilen" şeylerin bile kısa zamanda nasıl tartışılamaz "gerçeklere" dönüştürülmesidir. Bence bunun nedeni bu meseleyi çıkaranlar kadar buna karşı yapılmış mücadele şekillerinin de katkısı büyüktür. Türkiye bunu her on senede bir askeri darbe yaparak engellemeye kalktı ve yüzüne gözüne bulaştırdı. Kıbrıslı Türkler çok daha büyük dayatmalar karşısında direnmeyi başarmışlardır. Doğrudur, siyasallaşmış İslam herkesin bedenini ve kamusal alanı ele geçirmeye çalışmaktadır. Fakat buna karşı yapılacak mücadeyi yaparkan nacizane önerim, biraz daha soğukkanlı ve stratejik olmalıyız. Çünkü her başarısızlık daha da büyük bir sorunun kapısını açmaktadır.
(Mete Hatay)