İnsanın hayatında çok ender dostları bulunur.  Dost arkadaş var da tümü de aynı değildir.  Maalesef Arasta ve çarşı eşrafından sevgili Kansu Ercantan’ı da kaybettik.  Bundan bir süre önce de ağabeyi Ertan Ercantan’ı kaybetmiştik.

            İkiz kardeşi Tansu Ercantan, diğer kardeşleri Caner de hep dostum olmuşlardı.  O mücadele yıllarında Kansu kardeşimle 30. Bölükte askerlik yapmıştık.  Yani silah arkadaşımdı.  Bir alarm veya teyakkuz durumu olduğunda hemen bölüğe koşar, görevlerimizi yapardık.

            O uzun mücahitlik dönemlerinde pek çok arkadaş edinmiştik.  Ercantan kardeşlerle bir de Salamis Bay tatili vardı.  Kafa dengi olunca cehennemde bile güzel tatil yapar insanlar.  Çocukları bizimkilerden küçüktüler ama onlar da kaynaşmışlardı.  Kızları Özlem, Ankara’da yüksek tatile gittiğinde, sonradan gelinim olan Selda Güvenir ve bacanağımız büyük kızı Meltem Özbalıkçı ile bir evi paylamışlardı.  Ne güzeldi o günler.  Yani talebelik hayatı.  Onlar hala görüşüyorlar.

            Kansu Ercantan’la bölükte turunç ağaçları altında dinlenme saatlerimizde tavla maçı yapardık.  Hatta bölüğün ranzalarında, ayak kokuları arasında bile yatmıştık.

            Ercantan kardeşler de milliyetçi ve Atatürk hayranı kişilerdi.  Her zaman memleketin halini siyasilerin hatalarını birlikte yorumlardık.

            Benim İskan dairesindeki görevlerim esnasında da birlikte olmuştuk.  Onların anne-babaları aslen Minareliköylüydüler.  O köyde dünya kadar malları vardı.  Rumlar onların da mallarına zarar vermişlerdi.  Kaybettikleri mallarına karşı Kansu kardeşime Balabayıs yöresinden bir arazi halletmiştim.  Sanırım yazlık evlerini oraya yapmışlardı.

            İnsan bir yaşa ulaşınca çocuklarının geleceğini düşünür.  Onlar da evlatlarına bir gelecek hazırlamak için epeyce uğraş vermişlerdi. 

            İkiz kardeşi Tansu ile Arastadaki dükkanlarını genişletmişler ve daha sonra herkes kendi dükkanını kurmuştu.

            Soyadı olarak da kardeşlerin isimlerinin hecelerini kullanmışlardı.

            1998’de katılmış olduğum milletvekili seçimlerinde de bana çok yardımcı olmuşlardı.  O günlerde Kansu ile seçimleri değerlendirirken bana şöyle demişti:

            “Osmancığım, kendini karşarlanmış politikacılardan koru.”

            Maalesef kaşarlanmış politikacıladan kendimi koruyamadım ve üçüncü sıradan seçimi kaybettim.  Mesele değil.  Herkesin yaptığı kaldı yanına.

            Kansularla uzun süre ailece görüşüyor ve aile muhabbeti yapıyorduk.  Eşi Suna hanım da çok değerli bir eşti.  Maalesef bir süre sonra oğulları  Mustafa’yı o melun hastalıktan kaybetmişler ve derin kedere bürünmüşlerdi.  Mustafa’cığın ölümü, onları yıkmıştı.  Daha sonra acılarla yaşadılar.

            Zaman sonra rahmetlik Kansu ile buluştuğumuzda teselli mahiyetinde kendisine bir konuşma yapmıştım.  Bana aynen şöyle demişti.

            “Osmancığım, Allah kimseye evlat acısı vermesin.  Bana bu acıyı unuttun mu diye sorsalar, o acı katmerlenerek içimde büyüdü” demişti.

            Ercantan’ların babaları Hüseyin bey ta gençliğinden beri Arastanın müdavimlerindendi.  Bir şeye ihtiyacımız olduğunda önce onların mağazalarına giderdik.

            Abileri Ertan’la aynı yaşta olmamıza rağmen, Kansu ile galiba kafalarımız daha iyi uymuştu.  Zaman zaman Arastaya gittiğimde mutlaka Ertan’la kardeşlerinin dükkanına uğrar ve kahve içerdim.

            Takriben yedi sekiz ay önce Ertan’ı kaybetmiştik. Bu kardeşler ne kadar güzel insanlardı.  Yapılarında hep dürüstlük, efendilik ve dostluk vardı.

            Onların tümü de mücahitliklerini yapmışlar ve hayata öyle atılmışlardı.

            İki buçuk sene önce geçirmiş olduğum kısmi felç nedeniyle fizik tedaviye başlamıştım.  Galiba en son Kansu kardeşimi o fizik tedavicide görmüştüm.  Ondan sonraki zamanlarda Kansu ile yeniden buluşmak istememe rağmen maalesef bir kere daha bir araya gelememiştik.

            Kansu ve Ertan’a Allah’tan rahmet diler, mekanlarının cennet olmasını diliyorum.  Bütün yakınlarının başı sağ olsun.

            Yazı başlığımdaki gibi ben de Kansu’nun acısını yaşıyorum.  Bunu Allah bilir.

            Yolun açık olsun güzel insan...