BM’nin federasyon çözümünü Türkiye ve KKTC’ye empoze etme çabaları, BM Genel-Sekreter Yardımcısı Rosemary Di Carlo’nun adayı ziyareti ve KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Tatar ile Rum lider Hristodulidis ile yaptığı görüşmeler ile başladı. Bu görüşmelerden sonra Di Carlo bugün ve yarın  Atina ve Ankara’yı da ziyaret edecekmiş. Di Carlo Mart ayında İsviçre’de gayri resmi genişletilmiş konferansın, müzakerelerin yeniden başlaması için iki tarafın pozisyonunu ve niyetlerini saptayacakmış. Daha şimdiden BM’nin bu girişiminin başarısız olacağı belli. Adadaki iki devletin pozisyonları belli. Bu pozisyonlar çoktan belirlendi. Türkiye’nin desteği ile KKTC iki devletli çözümde kararlı. Rumlar ise iki devletli çözümün önünü kesmek için federasyonda ısrarlı. Yani kısacası, BM ortak vizyon olmadığını bile bile yeni konferanslar düzenleme peşinde… Üstelik Rumların istediği federasyon çözümünü öne sürmek için elinden geleni yapmaya devam etmekte. Hep aynı hikaye…

Rumların en büyük hedefi, KKTC Devleti’nin ortadan kalkmasını sağlamak. BM ise halȃ kökleşmiş KKTC Devleti’nin varolacağını ve bu gerçeğin değişmeyeceğini anlayamamış. İşte sorun burada. Anlayamamış demek yanlış olur. Bu gerçeği çok iyi anlamıştır BM. Bu gerçekten kaçmanın olası olmadığını da biliyor BM… Rumları memnun edecek federasyon çözümü peşinde koşan BM, iki devletli çözüme uzak durmakla gerçekleri değiştiremez. Bu adada kendi yoluna giden iki devlet vardır.  Varolmaya da devam edecektir. Bu durumda KKTC’nin Türkiye’nin desteği ile tanınma yoluna gireceği gün gibi aşikȃr. İsviçre’de gayri resmi genişletilmiş konferans ile BM hiçbir yere varamaz. İki devletin pozisyonu çok açık ve net. Bu çıkmazı ortadan kaldıracak tek çözüm iki devletli çözümdür.